subscribe: Posts | Comments

Fetih 1453 “İstanbul’un Fethi Filmi” Hakkında Olumlu ve Olumsuz Eleştiriler

11 comments
Fetih 1453 “İstanbul’un Fethi Filmi” Hakkında Olumlu ve Olumsuz Eleştiriler

Öncelikle filmin yapımcısını ve yönetmenini tebrik mi edelim, tekdir mi edelim izlemeden karar vermek oldukça zor. Filmi izledim ve gerçekten dikkatle izledim. Hem de 12 ve 10 yaşlarındaki çocuklarım Ahmet Mustafa ve Murat Taha ile birlikte…

Uzun uzadıya felsefe yapmak yerine madde madde fikirlerimi söylemek istiyorum.Öncelikle Fetih 1453 “İstanbul’un Fethi Filmi” hakkında Olumlu Eleştirilerim;

  • Öncelikle çağ açıp çağ kapatan Fatih Sultan Mehmet  Hanı ve İstanbul’un Fethini konu alması
  • Bize yeniden tarihimizi hatırlatmaya çalışması
  • Yeniden geçmişin şanlı sayfalarına doğru yolculuğa çıkarması
En Başarılı Sahneler;
Kesinlikle Şahi topun surların içerisinden çıkartılması sahnesi,

Gelelim Olumsuz eleştirilere;

 

 

 

 

Önce çekim sorunlarına değinelim;

 

 

 

 

 

  • Herşeyden önce, Yeşilçamın klasik tarihi filmlerinin gerçekten modern, teknolojik, çok masraflı bir hali gibi olmuş. Özellikle efektlerdeki dikkat çekici sorunlara değinmek istiyorum -render kalitesi oldukça düşük geldi, -mekan canlandırmalarında pek sorun yok gibi ama mekanlara insanları yerleştirmelerde ve insan hareketlerinde bariz hatalar var. Örneğin Kolezyumda bizans imparatoru konuşurken arka kısımdaki halk topluluğunun hareketlerinde bariz bir atlama dikkatimi çekmişti. Ayrıca mekanlarda kullanılan yanan ateş efektleri aşırı başarısız geldi.
  • Mızrak atma sahnesi 2 yerde var, ikisinde de mızrak atma başarılı, ancak her zamanki hataya burada da düşülmüş. Yani mızrak harika uçuyor, saplanıyor. Ancak adamın boynuna giren mızrak sanki adamın boynunda ortadan ikiye bölünmüş gibi önü bir tarafa arkası bir tarafa gidiyor. İkinci mızrak sahnesinde ise (Surların üzerindeki askere atılan mızrak) mızrak adamın göğsüne girdiği anda adamın ağzından kanların fışkırması, çok saçma olmuş.
  • Özellikle gemilerin karadan yürütülmesi sırasında kopan bacak ve kol sahnelerinde çok başarısız. Plastik manken kolları olduğu aşırı derecede bariz.

Dikkat Çeken Bazı Sorunlar;

Ulubatlı Hasan ve Bizansa Yardıma gelen cenevizli komutanın kıyafetleri, Sanki adamların dışında kendilerini koruyan görünmez kalkan var gibi , ikiside sıfır kollu deri kyafetler giymişler. Bana hayli garip geldi.

İstanbul Surlarının önünde canlandırılan mekanın hiç yeşillik olmaması, adeta çöl toprağı gibi bir zemin kullanılması. (Tamam savaş var diye ağaçları kestiler diyelim. Ama Kardeşim bizim İstanbulumuz yaa hiçbirşey olmazsa toprakta çimen olur.)

Haçlı seferlerinde baskın yapılan köy sahnesindeki kucağında bebekle koşan kadının kucağına bari biraz ağırca birşey verseydiniz, ne kadar kötü duruyor,

 

 

Affedilmez Hatalar;


  • Gerek Fatih Sultan Mehmet Han, gerek Akşemsettin Hz. gerekse Ulubatlı Hasan karakterlerindeki dindarlıktan ve İslamdan bihaber hal hareket ve sözler,
  • Fatih Sultan Mehmet Han, tesbih çekerkenki duruşu, tesbihi kopartıp üzerinde tepinmesi, yaratmak sözünü kullanılması.
  • Akşemsettin Hazretlerini canlandıran kişi ne kadar başarısız bir seçim, ne kadar kötü ve eksik makyaj… Hiç olmazsa makyajla bu vatandaşın daha nur yüzlü biri gibi görünmesi sağlanabilirdi. Bence ışık ve makyaj hatası affedilemez halde,
  • Akşemsettin Hazretlerini Canlandıran vatandaşla Fatihin beraber yürüdüğü sahnede, adamcağıza sanki ilave göbek yapmışlar, göbeğin üzerine de hançeri o kadar kötü koymuşlar ki, berbat bir sahne olmuş.
  • Akşemsettin Hazretlerini canlandıran vatandaşın konuşması peltek olabilir, ancak günümüz sinemasında sadece sinema filmlerinde değil dizilerde bile “seslendirme” tekniği kullanılıyor.
  • Filmin başındaki Ulubatlı ve Fatih’in kılıç dövüşü sahnelerinde üzerlerinde bulunan ıslak, şile bezi ve transparan gömleklere ne demeli, oyuncunun vücut hatları ne kadar iğrenç bir şekilde ortaya çıkarılmış,
  • Hani hep eleştirdiğimiz eski yeşilçam filmlerine rahmet okutturacak bir hata; Ayakkabıyla kılınan namaz!! Evet gerçekten filmin fragmanından alıp buraya koyuyorum. Bu kadar mı insan dininden bi haber olur yaa..
  • Fatih Sultan Mehmet Karakteri Fatih Sultan Mehmetle bukadar mı alakasız olur. Hiç mi resimlerini gravürlerini görmediniz???

Ya şu Ulubatlı karakterine ne demeli;

1- Adam din imanla alakası yok biri gibi tasvir edilmiş. Evlilik dışı Bizanslı hatunla ilişkiye girmesi,

2- Kıyafeti,

3- O kadar sahnede dövüşmesi ve ön plana çıkarılmasına rağmen, abicim bu adam neden hiç Allah yada Allahu Ekber demiyor, Surlara sancağı diktiğinde bile Allah demeden şehid oluyor.

 

Son Söz;

Filme gittim, soranlara gitmelerini tavsiye ediyorum, bu yazımı okuma lütfunda bulunanlarada gitmelerini tavsiye ediyorum.

Hadi çekim hatalarını, efekt hatalarını hoş görelim. Ama konuların işlenişi, Gerçek Fatih Sultan Mehmet Han, Akşemsettin Hazretleri ve Ulubatlı Hasan (Rabbim hepsinin mekanını cennet etsin) ne kadar dindar, ne kadar büyük kahraman, ne kadar özverili olduklarını burada yansıtamamalarını hoş göremiyorum.

Saygı ve sevgilerimle

 

 

  1. ahmet says:

    güzel bir yazı,
    film hakkında olumlu olumsuz her şey var.
    yalnız,
    “Ayakkabıyla kılınan namaz!!”
    tespitiniz burada katılmıyorum.
    çünkü savaş ortamının kendine haz fıkıh kuralları vardır.
    Askerin çizmesi mesh bile olur, çıkarmaz.
    Savaşta atın üzerinde bile namaz kılınmaya izin vardır.
    Dinimiz kolaylık dinidir.

  2. osman says:

    öncelikle paylaşımınız için teşekkürler, ellerinize sağlık. bir çok eksikliklere değinmişsiniz, bence en büyük eksiklik filmde mehteran marşlarının olmayışıdır. Osmanlıyı anlatan, İstanbulun fethini anlatan bir yapılıyor ama bir tane mehter marşı bile yok. bence çok büyük bir eksiklik…

  3. adamlar basarılı bir film yapıyorlar bu alanda ilk adımı atıyorlar takdir edileceği yere ne bu eksik arama derdi bana cok ama cok sacma geldi bu kusurların olmadığı tek bir film soyle bana bakalım. dört dörtlüktüü uğraşıp durmayın eksik arıcas diyee

    • Cabir Pekdemir says:

      Arkadaşım; eğer yapılmış her hangi bir işe olumlu eleştirilerin yanısıra olumsuz görülen yerlerde söylenmezse, bir sonraki işi daha kaliteli daha seviyeli yapmak için kim uğraşır?
      Bizim yapmaya çalıştığımız güneşi balçıkla sıvamak değil, aksine yapılan işi ne kadar takdir ettiğimizi söyleyip, daha sonraki yapımlarda işin daha da iyi yapılmasına bir katre yardımcı olmak (kendimizce).
      Bu arada eksik aramaya çalışmıyoruz, zaten bangır bangır bağıran absğrt durumların bir kısmını!!! yazmaya çalıştık ki sonraki yapılan işlerde birazcık daha dikkat edilsin…

  4. irem says:

    bence hepsi çok doğru tespitler hepsine ayrı ayrı katılıyorum .Okul gazetesinde eleştirmenlik görevimde bana yardımcı oldunuz çok teşekkürler.

  5. Okan says:

    Sonuç Olarak Film .. Ve Yine Sonuc Olarak Herşey Bire Bir İsteselerde Olamaz Zaten …40 gunluk bir savaşı adamlar 3 saate sığdırmış senelerdir bu film e uğraşıyolar sen kusur buluyorsun..Varsa elinde imkanın oluştur bütceni buyur yenisini çek film çekmek dediğin kadar kolaysa …!

    • Cabir Pekdemir says:

      Okan Bey’e katılmakla beraber, insanın sorası geliyor. Kardeşim, neden daha azıyla yetinelim? Elbette bu bir film, 40 gün (değil 53 gün) süren savaşı elbette 3 saate sığdırmak kolay değil. Bu üç saatin içerisinde ayrıca savaşın önceside var. Senelerdir bu filme uğraşıyorlar.
      Soru 1: Biz neden şu, şu şu detaylarıda anlatmamışlar diye bir eleştiride mi bulunmuşuz?
      Cevap 1: Hayır. Bizim eleştirilerimiz teknik eksiklikler, tarihi yanlışlıklar, mekan canlandırmaları ve insan canlandırmaları…
      Buna çok basit bir örnek; Da Vinci’nin şifresi’ni önce kitabını okudum, ardından filmini izledim. Bence gayette başarılı idi. Kitaptaki her bilgiyi burada neden vermemiş diye eleştiren oldu mu? Hayır.
      Soru 2: Olumsuz eleştiriler yapmak bir şeyin değerini düşürür mü?
      Cevap 2: Eğer yapılan iş gerçekten art niyetli, karalamaya yönelik yapılmış bir iş olsa bile yapılan bir iş yada ortaya konulan bir eser eleştirilerle değer kazanır.
      Soru 3: Biz eleştirilerimizle haksız mıyız?
      Cevap 3: Kesinlikle olmadığımız kanaatindeyiz. Hatta eksik kaldığımız önemli detaylar bile var. Örneğin hangi tarih kitabında bir padişahın eşi, Hanım Sultan askerlerinde yanında saçı başı açık ve göğüs dekoltesi ile durabilir. Yapmayın yaa.

      Kanaatim şudur ki; aynen son sözüm de de yazdığım gibi, herkes bu filmi izlemeli. Ancak yanlış varsa da bu yanlışıda söylemeli. Ya adamlar ne kadar uğraşmışlar, neden eksiklerini hatalarını söylüyorsunuz? demek bana garip geliyor.
      Okan Bey haklı ise o zaman;
      -Akparti %50 civarında oy almış, adamlar bak şu şu işleri yapıyor bu kadar çalışıyor, neden eleştiriyoruz?
      -Adamlar askerlik mesleğinin tepelerine kadar çıkmışlar, darbe yapmak için bir sürü planlar, toplantılar yapmış bir sürü uğraşmışlar, neden Ergenekoncuları yargılıyoruz?
      -Bir sürü profesör bir araya gelmişler, bir sürü inceleme ve araştırma yapmışlar, saatler süren bir ameliyatla bir hastaya anı anda çift kol ve bacak nakli yapmışlar, ama hasta rahmetli olmuş, ama olsun doktorlar çok uğraşmışlar neden eleştiriyoruz?(Bu arada bu hastaya Allah’tan Rahmet, yakınlarına sabırlar dileriz.)
      -Mesela Tofaş’ı düşünelim. Adamlar ne kadar büyük sermayelerle, bir sürü mühendis bir sürü işçi bir sürü bayii ve servis ağı ile bu memlekette 30 yıl boyunca kuş serisini millete otomobil diye sattılar. Adamları neden eleştirelim ki?
      -Rahmetli Sakıp Sabancı “Biz Mitsubishi Maraton otobüsleri getirmeseydik, millet hala Mercedes 302 otobüslere biniyordu” demişti bir dönemler. Mercedes firmasını yada Ülkemizdeki dağıtıcılarını neden eleştirelim ki?

      Bu liste uzar gider…
      Biz yapılan işlerin gelişmesine, kalitesinin artmasına katkı vermenin yolunun eksiklerini söylemekle olacağına inananlardanız.
      Tıpkı Sizin bizim eleştirilemizi eleştirmenizle bize katkı sağlamanız gibi:)
      Teşekkürler…

  6. Yiğit BEY says:

    Eleştirilerin hepsine saygı duyulması kanaatindeyim…

    Ancak İstanbul’ un fethi eğer bir filme konu oluyor ve iddia edildiği gibi yüksek bütçe ile çekiliyorsa; konsept anlamında çok titiz bir çalışma yapılması gerekirdi!

    Zira bu filme insanlarımızın gidiş amacım o anları yaşamak ve hissetmek olduğunu düşünüyorum!

    Lakin popüler kültürün etkilerinin somut olarak yansıtıldığı ve özellikle bizi biz yapan (milli ve dini motiflerin) değerlerin dikkate alınmadan sergilendiği fantastik bir film ortaya koyulmuş…

    Son olarak somut bir eleştiride de bulunmak isterim: Gemilerin KARADAN YÜRÜTÜLMESİ en az kuşatma kadar önemlidir. Zira fethin en can alıcı noktasını bu fikir oluşturmaktadır!

    Saygılarımla

  7. çok güzel bir yazı olmuş adım yazının içinde geçiyo dikkat
    inizini çekerim:))))))))))))…. babama teşekkür ediyorum

Leave a Reply