TMGD

Tehlikeli Madde Güvenlik Danışmanı Eğitimleri

Avrupa Birliği Uyum Yasaları çerçevesinde yapılan mevzuat değişikliklerinden sonra, Tehlikeli madde taşıyan firmalar ve araçlar için Tehlikeli Madde Güvenlik Danışmanı yetiştirilmesi ve istihdam edilmesi ile ilgili sertifikalı nitelikli personel yetiştirmek için eğitimler başladı.

Sadece lisans mezunu olmak dışında bir şart aranmayan bu eğitimler, 3000 TL civarında bir bedelle alınabilir.

İş güvenliği uzmanlığına göre daha spesifik bir alan olan Tehlikeli Madde Güvenlik Danışmanlığı ilgilenenler için aşağıda verdiğim linklerden ulaşılabilir.

Tehlikeli Madde Güvenlik Danışmanı Eğitimleri ile ilgili Google araması için tıklayınız.

fethullah-gulen-kimlere-tesekkur-etti-1

Mesele Her Zaman PARADIR !

Napolyon ne demiş;”para, para, para”…

fethullah-gulen-kimlere-tesekkur-etti-1

Lidyalılar M.Ö. 700 yıllarında parayı icat etmişler. Ogün bugündür neredeyse her şey para için, para uğruna yapılmakta ve yıkılmaktadır.

Kimisi (geçinmek için) ihtiyacı olan parayı kazanmaya çalışır, gece gündüz… Paranın belki de en masum ama miktar olarak en az, en temiz yanı budur. Elbette paranın bu temiz yanı içinde (inanalar ve teslim olanlar için) ölçüleri ve kuralları vardır. Ne diyor Yaradan; “Allah’ın size rızık olarak verdiklerinden helâl, iyi ve temiz olarak yiyin ve kendisine inanmakta olduğunuz Allah’a karşı gelmekten sakının.”(Maide Suresi 88) Sırf geçimimi sağlıyorum diye helâl dairesinden çıkanlar için korkutucu azapların olduğu (inananlar ve teslim olanlar için) bildiriliyor.

Kimisi (daha rahat yaşamak, istediğini almak(!), istediğini satmak (!) için) ihtiyacı olan parayı kazanmaya çalışır. paranın en çok ve kirli yönü sanırım budur. Hangi dinden, mezhepten hizipten olursa olsun, pek çok kişinin, sermaye guruplarının, güç odaklarının yaptıkları da bu sınıfa girer herhalde.

Daha fazla para, elbette daha fazla güç demektir. Güce bağlanan, bağımlısı olan, güce tapan herkes aslında bir anlamda kendi istek ve arzularına, diğer ifade ile nefsine bağlı, bağımlı ve tapan durumundadır. Öyle ya parayı ne yaparsın, istediğini almak, yapmak ve yaptırmak için kullanırsın. (Çokaz da olsa) iyi insanların elindeki para, iyilikler yapar, kötülükleri engeller/azaltır, garibe aş, yolda kalana yoldaş, fakire kumaş olur.

İddialara göre; Cemaat veya Hizmet diye ifade edilen, kökü Said-i Nursi Hazretlerine uzansa da dallarının nerelere uzandığı çokça tartışılan Gülen hareketi yaklaşık 150 milyar dolarlık bir sermayeye sahip imiş. Bu kadar var mıdır, yok mudur bilemeyiz. Ancak bildiğimiz birşey var ki gerçekten çok paraları var…

Çok parası olan herkeste olduğu gibi Gülen hareketi de daha fazla para için pekçok manevrayı yapmıştır/yapmaktadır.

Yakın geçmişe baktığımızda Gülen hareketinin her türlü güç odağı ile hareket etmekte hiçbir beis görmediğini müşahade etmek mümkündür. Gülen hareketinin en temel özelliklerinden birisi, her zaman gücün merkezine en yakın olanlarla ünsiyet kurması, onlarla dost görünmesi, onlardan paye(!) alabilmek için gerekli her türlü payeyi (!) vermesidir. Bu cümleleri yadırgayanlar olabilir elbette, ancak hemen itiraz etmek yerine biraz durup düşünelim;

  • 1980 darbesinin öncesi ve akabinde Gülen, kimi destekledi? (merak eden buraya bakabilir) Kenan Evren ve cuntayı…

  • 12 eylül darbesinden sonraki dönemde kimi destekledi? Elbette Anavatan Paritisi ve Turgut Özalı.

  • Ecevit’in cilalanarak parlatıldığı dönemde kimi destekledi? Elbette cevap basit, Ecevit’i…

  • Ardından gelen Akparti döneminde bir süre temkinli gözükmekle beraber, Akpartinin en yoğun destekçisi yine kimdi? Elbette Gülen cemaati…

      Gülen hareketinin doğasında güç ve iktidarın (dolayısı ile paranın) yanında olmak var. Hepimiz biliyoruz, yada etrafımızdan duyuyoruz; çocuğunuzu cemaatin dersanesine gönderirsiniz. Önce çocuğunuz Size söyler, ardından Siz bizzat şahit olursunuz. Dersanedeki zengin çocukları, bürokrat çocukları ve (sayısı çokaz da olsa) çok zeki olan çocuklarla özel ilgilenilir, diğer herkesten farklı muamele görür.

Sorular, Sorular, Sorular,

  • Fethullah Gülen cemaatinin mazisi herhalde 30-40 yıl civarındadır. Peki 30-40 yıl içerisinde, dünyanın yaklaşık 140 ülkesinde okul açacak, yüzlerce irili ufaklı şirkete, onlarca tv-gazete-internet sitesinden oluşan medya gücüne, yaklaşık (iddialara göre) 150 milyar dolarlık sermayeye nasıl ulaşılır?

  • Pekçoğumuzun adını dahi bilmediği, (Mehmet Akif’in tabiri ile) kimi hindu kimi yamyam kimi bilmem ne bela insanların yaşadığı bu ülkelere nasıl, kimin desteği ve gücü ile gidip okullar açabiliyor ve bu hizmetleri başarı ile sürdürebiliyorlar?

  • Müslüman bir cemaat önderi nasıl Hristiyanların kutsal adamı papaya “Papa Hazretleri” diyor?

  • Müslüman bir cemaatin liderinin en yakınlarından birisi nasıl papanın elini öpebiliyor?

  • Müslüman bir kişi, nasıl dinine alenen karşı çıkan, sırf başörtüsü ile meclise gelen Merve Kavakçı’ya galiz hakaretler eden Ecevit’i alenen destekleyebilir?

  • Müslüman bir kişi, binlerce masum insanı öldüren, onbinlerce kişiye işkence yapan 12 eylül darbesi ve darbecilerine “Hızır gibi imdadımıza yetişen Mehmetçiğe, istihâlelerin son kertesine varabilmesi dileğimizi arz ediyoruz.” diyebilir?

  • Müslüman bir kişi nasıl, Filistinli yüzbinlerce çocuk, kadın, genç yaşlı için alanen, açıktan birşey söylemezken; “Bombardımanda öldürülen İsrailli çocuklar için de ağladım.” diyebilir?

  • Müslüman bir kişi nasıl olurda; Abluka altındaki insanlara insani yardım malzemesi götüren bir YARDIM GEMİSİ’ne (Mavi Marmara) tamamen hukuksuz bir biçimde, uluslararası sularda saldırmak alçaklığını gösteren, 9 kişiyi şehit eden, İsrail’den yana olurda Mavi Marmara olayı ile ilgili “İsrail’in onayı olmadan hareket etmek, otoriteye başkaldırıdır.” diyebilir?

  • Müslüman bir kişi nasıl olurda, kendisi ve/veya yandaşlarının menfaatlerine aykırı davranıyor veya kararlar alıyor diye, bir müslüman kişiyi kastederek nemrut, firavun benzetmeleri yapabilir?

Bu soruların, haddi-hesabı yok, sonu-sayısı yok.  Sadece birkaç tanesini hızlıca sıraladım.

Asıl Merak Ettiğim!

40 yıllık mazisine bakınca hep güçten güçlüden iktidardan yana olan bu cemaat, hizmet yada Gülen hareketi (ne derseniz) acaba bu stratejisini değiştirmiş midir? Artık güç ve güçlüden, iktidar ve paradan yana tavır almayı, güç ve güçlünün, iktidar ve paranın destekçisi, takipçisi olmayı bırakmış mıdır?

Zannımca hayır! Kırk yıllık kani, olur mu yani… Elbette olmaz.

Öyleyse Neler Oluyor?

  • Kırk yıldır hep paranın/paralının, gücün/güçlünün yanında olan Gülen cemaati, neden İktidarı (gücü) elinde bulunduran Akparti’ye karşı savaş açmıştır?

  • Bir taraftan Amerika’da FBI Gülen okullarına ardı ardına baskınlar yaparken,

  • CHP Lideri Kılıçdaroğlu daha bir hafta önce Amerika’ya gitmişken (ve bugünde Amerikan elçisi ile görüşmüşken),

  • Yerel seçimlere sadece 1-2 ay kalmışken,

  • Arap baharı diye adlandırılan Müslüman coğrafyanın yeniden dizayn edildiği bu dönemde,

  • Uluslararası güçler ve işbirlikçileri Türkiye’de yeni bir kişiyi veya gurubu iktidara mı getiriyor?

  • Fethullah Gülen hareketi böyle bir bilgi mi aldı? Yada bizzat Fethullah Gülen hareketi mi birisini iktidara taşıyıp, artık belirlenmiş yada Hakkın tayini halkın teveccühü ile iktidara gelmiş birinin takipçisi/destekçisi olmak yerine kendi iktidarını mı oluşturmak istiyor. Hadi kendi iktidarını oluşturmak istediğini düşünsek, bu gücü, parayı ve desteği kimden yada kimlerden alıyor?

  • Yeni güç odakları kim?

Larry_Elllison_on_stage

Yale Üniversitesi mezunları,… Hemen toplayın eşyalarınızı ve fikirlerinizi ve bir daha geri dönmeyin.

Larry_Elllison_on_stageOracle’ın Kurucusu Larry Ellison’un 200 Yılı Yale Üniversitesi mezuniyet töreni konuşması… (Dikkat; Bu yazıyı okuyup, okulunuzu terketmeyin. Eğer gerçekten, Bill Gates yada Larry Ellison gibi bir fikriniz varsa o zaman düşünmeye başlayın. Bu yazı okulu bırakmak için bahane olarak düşünmeyin…:) )

“Yale Üniversitesi mezunları, daha önce böyle bir giriş görmediğiniz için özür dilerim ama benim için bir şey yapmanızı istiyorum…

Lütfen, etrafınıza iyi bir bakın. Solunuzdaki sınıf arkadaşınıza bir bakın. Sonra sağınızdaki sınıf arkadaşınıza bir bakın. Ve şimdi şunu aklınıza koyun: Bundan beş yıl sonra, on yıl sonra, hatta otuz yıl sonra, solunuzdaki kişi hiçbir şeyi başaramamış olacak. Sağınızdaki kişi de aslında hiçbir şey başaramamış olacak. Ve siz, ortadaki? Ne bekliyorsunuz? Siz de başaramayacaksınız. Başaramayacaksınız.

Aslında bugün şöyle bir etrafıma baktığımda parlak gelecek için yüzlerce umut ışığı göremiyorum. Yüzlerce değişik endüstride liderliği ele alacak kişiler de göremiyorum. Görebildiğim tek şey, geleceği başarısızlıktan başka bir şey olmayacak yüzlerce insan. O kadar.

Sinirlendiniz. Bu anlaşılabilir bir şey. Ben, Lawrence ‘Larry’ Ellison üniversite terk, kim oluyorum ve bu yetkiyi nerden alıyorum ki, ülkenin en prestijli yükseköğrenim kurumunun bu yılki mezunlarına böyle şeyler söyleyebiliyorum?

Bu yetkiyi nereden aldığımı söyleyeyim: Çünkü ben, Lawrence ‘Larry’ Ellison, üniversite terk ve dünyanın en zengin ikinci adamıyım. Siz değilsiniz. Çünkü Bill Gates, o da üniversite terk ve dünyanın -şimdilik- en zengin adamı. Siz değilsiniz.

Çünkü Paul Allen, o da üniversite terk ve dünyanın en zengin üçüncü adamı. Siz değilsiniz. Başka örnekler de var. Mesela Michael Dell, o listede 9 numara ve yukarı doğru hızla tırmanıyor, o da üniversite terk.

Ve siz o listede hâlâ yoksunuz. Hımmm… Şimdi çok kızdınız. Bu da anlaşılabilir. O halde biraz da egolarınızı okşamama izin verin. Pek çoğunuz burada dört ya da beş yıl eğitim gördünüz. Önünüzdeki yıllar için epey iyi bir eğitim aldınız, bilmeniz gereken pek çok şeyi öğrendiniz. İyi çalışma alışkanlıkları edindiniz. Burada size o önünüzdeki yıllar boyunca yardımcı olacak bir sürü insan tanıdınız, onlarla bağlantı kurdunuz. Ve hayat boyunca yanınızdan ayrılmayacak bir kelimeyle güçlü bir ilişkiniz oldu burada: Terapi.

Bunların hepsi güzel şeyler. Ama gerçekte, o kurduğunuz arkadaşlık bağlantılarına fena halde ihtiyacınız olacak. O çalışma alışkanlığına ve ‘terapi’ye de ihtiyaç duyacaksınız hayat boyu. İhtiyacınız olacak, çünkü üniversiteyi terk etmediniz. Dolayısıyla asla dünyanın en zengin insanları arasına katılamayacaksınız. Elbette, belki de listeye 10 ya da 11. sıradan, Microsoft yöneticisi Steve Ballmer gibi, girebilirsiniz. Ama herhalde onun kimin için çalıştığını söylememe gerek yok, değil mi? Sadece kayda geçsin diye söylüyorum, o . da zaten master sınıfından terk. Biraz geç kalmış anlayacağınız.

Son olarak, herhalde bazılarınız ya da umarım bu konuşmadan sonra çoğunuz kendi kendinize soruyorsunuz: ‘Yapabileceğim bir şey var mı? Bir umudum var mı?’ Maalesef hayır. Çok geç kaldınız. İçinize çok şey dolduruldu, siz onlara bakıp çok şey bildiğinizi sanıyorsunuz.

Artık 19 yaşında değilsiniz. Eveeet, şimdi gerçekten çok kızdınız. Bu anlaşılabilir bir şey. Belki de şu an, size bir umut ışığı vermenin, bir çıkış yolu göstermenin tam zamanıdır.

Hayır, 2000 mezunları size değil. Siz kaybettiniz. Sizi, yılda 200 bin dolarlık komik maaş çeklerinizle baş başa bırakıyorum. Üstelik o maaş çekinin üstünde sizden birkaç yıl önce okulu terk etmiş birinin imzası olacağını söyleyerek.

Öğütlerim size değil daha alt sınıfta okuyanlara. Size söylüyorum: Hemen ayrılın. Daha güçlü söyleyemem: “Ayrılın. Hemen toplayın eşyalarınızı ve fikirlerinizi ve bir daha geri dönmeyin. Terk edin. Her şeye yeniden başlayın. Size söyleyebileceğim tek şey, o başınızdaki kepler ve kıyafetin sizi aynen şu güvenlik görevlilerinin beni kürsüden aşağı çektiği gibi aşağı çektiği…”

 

hayat-sana-guzel

Hayat Sana Güzel

hayat-sana-guzel
Bir yaz günü, atlamışsın arabaya, sakin ve güzel bir yolda aheste aheste ilerliyorsun, binmişsin cabrio bir Murat 124’e…

Arkadaşım hayat sana güzel beee… (18 Mayıs saat 16 civarı, Kanarya-Halkalı bağlantı yolu… Foto: Cabir Pekdemir)

insan-mevsimi-imza1

Erol ERDOĞAN ve İnsan Mevsimi

wpid-20130518_185938.jpgPek çoğumuzun tanıdığı, bildiği sevdiği ve saydığı, “Bilmeyen ne bilsin bizi, Bilenlere selam olsun…” diyenlerden, hayatının her döneminde siyasetle aktif uğraşmış ama hiçbir zaman siyasetin hayatına hakim olmadığı, engin bir deniz kadar engin, fırtına sonrası denizleri kadar durgun, hayatında iyilikleri ve güzellikleri yaşayan ve yaşatan (bana göre biraz da modern bir derviş olan), Kıymetli Büyüğüm, Abim, Dostum Sayın Erol Erdoğan’ın “İnsan Mevsimi” kitabı çıktı.

İz Yayıncılık etiketi ile raflarda yerini alan İnsan Mevsimi, kimine bir solukta okunacak bir kitap, kimine göre de arada soluklanması için her biri bir ciltlik eserlerle anlatılacak çizgilerle molaların verildiği, bir hayat hikayesi.

Bazen, minik olaylardan yola çıkarak fıtrat-farklılıklar-ortaklıklar üzerine hayat tecrübelerini paylaşmış, Erol Erdoğan….

Bazen, mevsim mevsim dolaşmış hayatında-hayatımızda, Erol Abi…

Bazen, insan ne kadar kedi? diye sormuş, hayatımızdaki çıkmaz sokaklara aşk ile dalmış, Kıymetli Dostumuz…

Ülkemizde Dil ve Edebiyatın STK’sı olan Dil ve Edebiyat Derneği‘nde imza günü tertip edilmiş, hepsi birbirinden kıymetli pek çok gönül insanı da bu imza gününe katılmış. Kimisi ta Konya’dan gelmiş, kimisi Zeytinburnu’ndan…

Her ne kadar bu imza gününden Kıymetli Dostumuz Muhammed Kurtcephe vasıtasıyla haberdar olmuş olsak ta, (çok şükür) bu nezih toplantıya katılmak nasip oldu.

Erol Erdoğan‘ı bilenler bilir dedik ya, O’nun gibi bir deryadan bir avuç tuzlu su (Kimine şifa, kimine sefa, kimine cefa ) olan bu kitabın, (İnsan Mevsimi) bir başlangıç olmasını ve nice avuç avuç, kova kova, dalga dalga sularla akıl, fikir ve gönül dünyamızı doldurması temennisi ile…

smile

Ne diyeyim, Smile ADSL’ye geçtiğim için çok pişmanım Smile ADSL (D-Smart) = Berbat Hizmet!!!

smile

ADSL’nizi Naklederken Dikkat
Eğer yeni bir binaya taşınmışsanız;

binanızda telefon ankastre kutusu var mı? kontrol edin. Yoksa, internet hizmetini kimden aldığınızın bir önemi yok, Türk Telekom’a müracaat ederek, binaya Ankastre sistemi yapılması için müracaat ediyorunuz. Yaklaşık 10-15 gün içerisinde binanıza bu sistem kuruluyor. Bu saçma sapan ve salakça sorunu tecrübe ederek öğrendim. Sizde aynı kazığı yememek için bu işlemi yapın.

Buradan sonrası benim tecrübem (KAZIK)

Ancak bu kadar olur türünden bir sorun. Sorunun kaynağı tamamen D-Smart ve Smile ADSL şirketi.
Yaşadığım olayı aynen yazıyorum. Belki birinin işine yarar.

11 Şubatta taşındım. (Küçükçekmece’den Kağıthane’ye). Aynı gün Smile ADSL’ye nakil için başvurdum. Maksimum 7 iş günü içerisinde nakliniz yapılır dediler. Ne yapalım bekleyeceğiz.

17 Şubat Smile ADSL (D-Smart) aradım.

Müşteri Temsilcisi;”Efendim 7 iş günü olmamış, bekleyin. ”
-“Tamam bekleyelim”

19 Şubat Smile ADSL (D-Smart) aradım.

Müşteri Temsilcisi;”Efendim 7 iş günü olmamış (hafta sonuna denk gelen günler iş gününden sayılmıyor), bekleyin. ”
-“Tamam bekleyelim”

21 Şubat Smile ADSL (D-Smart) aradım.

Müşteri Temsilcisi;”Efendim, bir sorun olmuş, binanızla ilgili, ”
-“Nedir?”
-“Adresiniz tanımlı değil.”
-“Nasıl yani, ben bu adreste oturuyorum, resmi nakil işlemini aynı gün içinde yaptım. Yasal olarak ve gerçekte böyle bir adres var.”
-“Efendim Türk Telekomu Aramanız lazım.”
-“Nasıl yani, ben sizin müşterinizim (maalesef). Türk Telekomla benim ne alakam var.”
-……
Uzayıp giden gereksiz ve lüzumsuz konuşmalardan sonra “efendim ben yeniden yönelndirme yapım, işiniz hallolacak” anlamında bir cümle ile telefon kapatılır.

23 Şubat Smile ADSL (D-Smart) aradım.

“Gereksiz bir sürü konuşma ve sonuç yine yok. Smile ADSL (D-Smart) binanın adresinin Türk Telekoma bildirilmesi işlemini yapmaktan aciz. Ne yapalım yarım saate yakın bir konuşmadan sonra Şef bir arkadaşa yönlendiriyorum ve arkadaş bana “yarın akşama kadar mutlaka bir çözüm bulacağız” sözü veriyor.”

Yarın akşam olunca;”Efendim adresiniz Türk Telekomda kayıtlı değil, Türk Telekom’u aramanız lazım.”
-“Madem beceremiyorsunuz benim aboneliğimi kapatın,”
-“Efendim 2 yıldan önce kapatırsak, erken kapama cezası var,”
-“İnternetimi bağlayın”
-“Efendim Türk Telekomu aramanız lazım..”
Yine bir sürü gereksiz geyik
-“Ya madem öyle en azında fatura göndermeyin,”
-“Efendim, fatura servisi faturayı çıkartır, ”
-“eee”
-“Siz faturayı ödeyin, biz sonra sizin hesabınıza bunu iade ederiz.”
BU ARADA FATURALAR GELMEYE DEVAM EDİYOR…

Buna benzer yaklaşık 15-20 görüşmeden sonra Türk Telekomu arıyorum. Pek çok kimsenin beğenmediği Türk Telekom 10 Gün içinde adres tesbitini yapıyor, projeyi çiziyor, gelip binaya kadar ankastre kutuyu bağlıyor.

Ardından

21 Şubat Sabah saat 7.00 Smile ADSL (D-Smart) arayarak, artık binada ankastre olduğunu artık bu bağlantı işini halletmelerini rica ediyorum.

22 Şubat saat 15.15 Smile ADSL (D-Smart) arıyorum. Çok bilmiş çağrı merkezi görevlisi bir sürü gereksiz, lüzumsuz (tamamı ezberletilmiş) cümleden sonra çok basit bir sorunun cevabını zar zor alıyorum. Eleman işleminiz tamamlanmak üzere Merkez Santralden onay bekliyor, diyor (Bu ne demekse), Bu ne demek diyorum, ıvır zıvır, boş kelam vesselam.

Bu işlem Ne Kadar SÜrer? diye soruyorum,

yaklaşık 10 dakikalık gereksiz laf kalabalığından (ve tartışmadan) sonra

48 saat içinde sonuçlanır diyor. Ya madem 48 saat diye birşey var, neden baştan söylemiyorsun? deyince bizi suçlu çıkarıyor.

Bende https://www.dsmart.com.tr/Musteri-Hizmetleri/Iletisim adresine girerek aynen aşağıdaki metni yazıyorum.

11 Şubatta verdiğim nakil isteği, taşındığım binanın yeni olmasından dolayı vaktinde yapılmamıştır.

Müşteri temsilcileriniz Türk Telekomu Aramamı ve binaya ankastre kutu konulması işini BENİM takip etmemi istemiştir. İnternet hizmetini Sizden almama rağmen, bu işlemin tarafınızdan yapılması gerektiği halde, Türk Telekomu arayarak, ankastre sistemini binaya bağlattım. 21 Mart sabah saat 7.00 civarında durumu çağrı merkezine bildirdim. Şu anda 22 mart saat 15.25 çağrı merkezindeki Çok bilmiş elemanınız Santralden onay beklediğimizi söylemekte. Bu işlemin ne kadar süreceğini sorduğum zaman bir sürü lüzumsuz laf kalabalığı yapmakta.

1- Kendi müşterinizin basit bir nakil işlemini yapamayacak kadar yetersizseniz,

2- Türk Telekoma yeni binaya nakil olduğunu bu nakil dolayısı ile bir ankastre kutuyu koymalarını söyleyemeyecek kadar yetersizseniz,

3- Personelinizi gerekli ve yeterli düzeyde eğitmekten yoksunsanız,

Yasal olarak 7 iş gününde bitirmeniz gereken nakil işlemini 40 günden uzun bir sürede yapamıyorsanız, buna rağmen hala fatura göndermekten çekinmiyorsanız,

Ne diyeyim, Smile ADSL’ye geçtiğim güne lanet olsun.